
Markamı başkası kullanıyor ne yapmalıyım? Delil toplama, tescil kontrolü, ihlal olup olmadığının tespiti, kanal bazlı yollar ve ihtarnameden davaya tüm seçenekler bu rehberde.
Bu İçeriği Yapay Zekâ (AI) ile Özetleyin:
İçindekiler
- 01Markanızın İzinsiz Kullanıldığını Fark Ettiğinizde İlk Üç Adım
- 02Bu Kullanım Gerçekten Marka İhlali mi?
- 03Markanız Tescilli Değilse Ne Olur?
- 04Kullanımın Yapıldığı Kanala Göre İzlenecek Yol
- 05Hukuki Yollar: Hangi Seçenek Hangi Durumda?
- 06Harekete Geçmekte Gecikirseniz Ne Olur?
- 07Süreç Ne Kadar Sürer, Ne Kadara Mal Olur?
- 08Haksız İhtarname ve Karşı Dava Riski
- 09Sonuç
Markamı başkası kullanıyor ne yapmalıyım sorusunun cevabı, kullanımın gerçekten marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığının tespitiyle başlar.
Bu tespit yapılmadan gönderilen bir ihtarname ya da açılan bir dava, çoğu zaman sonuç vermez. Bazı kullanımlar ilk bakışta ihlal gibi görünse de kanunen serbesttir.
Bu rehberde önce delil toplama ve tescil kontrolünü, ardından ihlal olup olmadığının nasıl anlaşılacağını, kanal bazlı yolları ve hangi hukuki seçeneğin hangi durumda işe yaradığını bulacaksınız.
Buradaki bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; somut bir olaya ilişkin hukuki tavsiye niteliğinde değildir. Kendi markanıza yönelik kullanımın niteliğini ve izlemeniz gereken yolu değerlendirmek için Av. Sena Koparan Şafak ile görüşerek dosyanıza özel bir değerlendirme talep edebilirsiniz.
Markanızın İzinsiz Kullanıldığını Fark Ettiğinizde İlk Üç Adım
İlk tepki genellikle karşı tarafa ulaşıp durmasını istemek olur. Oysa bu, çoğu zaman delillerin ortadan kalkmasına yol açar; ilan kaldırılır, hesap silinir, ürün stoktan çekilir.
Bu nedenle sıralama önemlidir: önce belgeleyin, sonra hukuki durumunuzu netleştirin, en son harekete geçin.
Bu üç adımın tamamı birkaç gün içinde tamamlanabilir. Acele edilmesi gereken yer harekete geçme değil, delillerin kaybolmadan toplanmasıdır.
1. Kullanımı Belgeleyin
Karşı tarafa hiçbir bildirimde bulunmadan önce kullanımı kayıt altına alın. İnternet üzerindeki kullanımlarda tarih ve saatin göründüğü tam sayfa ekran görüntüleri, ürün ilanının bağlantısı ve satıcı bilgileri toplanmalıdır.
Fiziki ürünlerde numune almak en güçlü delildir. Ürünü satın alıp faturasını, kargo kaydını ve ambalajını saklamak, sonradan inkâr edilemeyecek bir kayıt oluşturur.
Sosyal medya ve pazaryeri ilanları kolayca silinebildiği için noter aracılığıyla tespit yaptırmak da düşünülmelidir. Bu tespitin maliyeti, ilerideki bir davada delilsiz kalmanın maliyetinin çok altındadır.
Toplanması gereken temel deliller şunlardır:
- Ekran görüntüleri: İlan, ürün sayfası, sosyal medya paylaşımı ve reklam görselleri; tarih ve bağlantı görünecek biçimde.
- Ürün numunesi: Satın alınan ürün, ambalajı ve etiketi.
- Ödeme ve teslim kayıtları: Fatura, ödeme dekontu ve kargo takip bilgisi.
- Satıcı bilgileri: Ticaret unvanı, vergi numarası, mağaza adı ve iletişim bilgileri.
- Kendi hak belgeleriniz: Marka tescil belgesi ve sicil kaydı.
Hangi delilin hangi aşamada işe yaradığını ayrıntılı olarak marka ihlalinin nasıl ispat edileceği rehberimizde ele aldık.
2. Markanızın Tescil Durumunu Doğrulayın
İkinci adım kendi hakkınızın kapsamını görmektir. Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarından markanızın tescilli olup olmadığını, hangi mal ve hizmet sınıflarını kapsadığını ve koruma süresinin devam edip etmediğini kontrol edin.
Bu kontrol çoğu zaman beklenmedik sonuç verir. Koruma süresi dolmuş ya da yenilenmemiş bir markaya dayanarak talepte bulunmak mümkün değildir.
Sınıf kapsamı da belirleyicidir. Markanız yalnızca giyim sınıfında tescilliyse, aynı ibarenin bir restoran adı olarak kullanılması kural olarak tecavüz oluşturmaz.
Aynı kontrolü karşı taraf için de yapmalısınız. Kullandığı ibare kendi adına tescilliyse, doğrudan tecavüz iddiası yerine önce o tescilin hükümsüzlüğü gündeme gelir.
Tescilinizin sicildeki bilgilerinin güncel olması da önemlidir. Adres, unvan veya devir değişiklikleri sicile işlenmemişse, tebligat ve taraf sıfatı konusunda sonradan sorun çıkabilir.
3. Süre Kaybetmeden Hukuki Değerlendirme Yaptırın
Üçüncü adım, topladığınız delillerle birlikte hukuki bir değerlendirme yaptırmaktır. Bu aşamada üç soru cevaplanır: kullanım tecavüz oluşturuyor mu, hangi talepler ileri sürülebilir ve hangi yol en hızlı sonucu verir.
Değerlendirmeyi geciktirmek doğrudan hak kaybı riski taşır. İhlalin süresi uzadıkça hem zarar büyür hem de ileride anlatacağımız sessiz kalma savunmasıyla karşılaşma ihtimaliniz artar.
Sürecin bir marka avukatı eşliğinde yürütülmesi, delillerin doğru toplanmasını ve karşı tarafa gönderilecek bildirimin sonradan aleyhinize kullanılmamasını sağlar.
Bu Kullanım Gerçekten Marka İhlali mi?
Bu soru, sürecin tamamını belirleyen sorudur. Marka sahiplerinin önemli bir kısmı, aslında kanunen serbest olan bir kullanıma karşı harekete geçtiği için sonuç alamaz.
Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Haller
Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 29. maddesi tecavüz fiillerini sayar. Markanın izinsiz kullanılması, ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kullanılmasıyla taklit edilmesi ve taklit ürünlerin satılması, dağıtılması ya da ticari amaçla elde bulundurulması bu kapsamdadır.
Kanunun 7. maddesi ise yasaklanabilecek kullanım biçimlerini gösterir. İşaretin ürün veya ambalaj üzerine konulması, ürünlerin piyasaya sürülmesi, ithal ya da ihraç edilmesi, iş evrakı ve reklamlarda kullanılması bunlar arasındadır.
Aynı madde, internet ortamındaki kullanımı da açıkça kapsar. İşaretin ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod veya anahtar sözcük olarak kullanılması ile ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması yasaklanabilir.
Lisans ilişkisinden doğan ihlaller de bu kapsamdadır. Verilen lisans haklarının izinsiz genişletilmesi ya da üçüncü kişilere devredilmesi, kanunda ayrıca tecavüz fiili olarak sayılmıştır.
Tecavüzün oluşması için karşı tarafın kötüniyetli olması şart değildir. Kusur, tazminatın kapsamı bakımından önem taşır; tecavüzün durdurulması talebi ise kusurdan bağımsızdır.
Benzer Göründüğü Hâlde İhlal Sayılmayan Kullanımlar
Kanun, dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde yapılan bazı kullanımları marka sahibinin engelleyemeyeceğini düzenler. Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi bunların başında gelir.
Malın türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine veya coğrafi kaynağına ilişkin açıklamalarda bulunulması da engellenemez. Bir ürünün "pamuklu" ya da "Bursa üretimi" olarak tanıtılması, bu ibareler markanızda geçse bile ihlal değildir.
Aksesuar, yedek parça ve eşdeğer parça ürünlerinde, malın kullanım amacının belirtilmesi gerekli olduğu hâllerde markanın anılması da serbesttir. Bir yedek parça satıcısının "şu marka araçlarla uyumludur" ifadesini kullanması bu kapsamda değerlendirilir.
Bir başka sınır da hakkın tükenmesidir. Sizin tarafınızdan veya izninizle piyasaya sunulmuş orijinal ürünlerin ikinci elde yeniden satılmasını, kural olarak engelleyemezsiniz.
Bu kuralın da istisnası vardır. Ürünün durumu değiştirilmiş ya da kötüleştirilmişse, orijinal ürün söz konusu olsa bile yeniden satışa müdahale edilebilir.
Bu ayrımların hepsinde ölçüt aynıdır: kullanımın dürüst olup olmadığı ve ticari hayatın olağan akışına uyup uymadığı. Değerlendirme somut olayın koşullarına göre yapılır.
Aynı İbarenin Farklı Mal ve Hizmette Kullanılması
Marka koruması, tescil edildiği mal ve hizmetlerle sınırlıdır. Aynı ibarenin tamamen farklı bir sektörde kullanılması tek başına tecavüz oluşturmaz.
Buradaki ölçüt karıştırılma ihtimalidir. Mallar veya hizmetler benzerse ve tüketici iki işletme arasında bağlantı kurabilecekse, farklı sınıfta olması sonucu değiştirmez.
Tanınmış markalar için kural farklıdır. Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız yarar sağlayan ya da ayırt edici karakterini zedeleyen kullanımlar, mal ve hizmet farklı olsa dahi engellenebilir.
Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken markaların bütünü esas alınır. Görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik ile hedef tüketici kitlesinin dikkat düzeyi birlikte incelenir.
Sınıf listesi burada da belirleyicidir. Aynı sınıfta yer almak tek başına benzerlik anlamına gelmediği gibi, farklı sınıfta olmak da benzerliği kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Markanız Tescilli Değilse Ne Olur?
Tescilsiz marka sahipleri korumasız değildir; ancak dayandıkları hukuki zemin farklıdır ve ispat yükü ağırdır.
Haksız Rekabet Hükümlerine Dayanma
Sınai Mülkiyet Kanunu'nun sağladığı koruma tescil yoluyla elde edilir. Tescilsiz bir markanın izinsiz kullanılması hâlinde ise Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabete ilişkin hükümlerine dayanılır.
Bu hükümler, başkasının işaretleriyle karıştırılmaya yol açan davranışları ve başkasının emeğinden haksız yararlanmayı yasaklar. Tecavüzün tespiti, önlenmesi ve tazminat talepleri bu çerçevede ileri sürülebilir.
Önemli bir fark cezai boyuttadır. Marka hakkına tecavüz suçundan cezaya hükmedilebilmesi için markanın Türkiye'de tescilli olması şarttır; tescilsiz markada bu yol kapalıdır.
Önceye Dayalı Kullanım ve Gerçek Hak Sahipliği
Markanızı siz kullanırken bir başkası aynı ibareyi kendi adına tescil ettirmişse, gerçek hak sahipliğine dayanabilirsiniz. Bu iddia, markayı önce ve ciddi biçimde kullandığınızı göstermenize bağlıdır.
İspat için somut ve tarihli belgeler gerekir: faturalar, katalog ve broşürler, reklam harcamaları, alan adı tescil tarihi, sosyal medya paylaşımları ve ambalaj örnekleri.
Sonraki tescile karşı hükümsüzlük davası açılabilir. Kötüniyetli tescillerde bu imkân daha da güçlüdür; kötüniyet ispatlandığında sessiz kalma savunması da ileri sürülemez.
Tescil Başvurusunu Geciktirmenin Riski
Tescilsiz kullanım, her geçen gün büyüyen bir risktir. Aynı ibareyi bir başkası önce tescil ettirirse, kendi markanızı kullanmaya devam etmeniz dahi tartışmalı hâle gelebilir.
Bu nedenle ihlalle karşılaştığınızda atılacak ilk adımlardan biri kendi tescil başvurunuzu yapmaktır. Başvuru, sonraki süreçte elinizi belirgin biçimde güçlendirir.
Başvuru sırasında sınıf seçiminin fiilî faaliyetinizle örtüşmesi gerekir. Kullanmadığınız sınıflarda alınan tescil, beş yıl sonra kullanmama nedeniyle iptal talebine açık hâle gelir.
Başvurunun tek başına tam koruma sağlamadığını da bilmek gerekir. Marka sahibine tanınan haklar, üçüncü kişilere karşı tescilin yayımlandığı tarihten itibaren hüküm ifade eder.
Bununla birlikte başvuru bültende yayımlandıktan sonra gerçekleşen kullanımlar için tazminat davası açılabilir. Mahkeme ise iddiaların geçerliliğine tescil yayımlanmadan karar veremez.
Kullanımın Yapıldığı Kanala Göre İzlenecek Yol
İhlalin nerede gerçekleştiği, en hızlı sonucu hangi yolun vereceğini belirler. Bazı kanallarda dava açmadan da sonuç almak mümkündür.
E-Ticaret Pazaryerlerindeki İhlaller
Pazaryerlerinde satılan taklit ürünler için önce platformun kendi şikâyet mekanizması kullanılmalıdır. Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, fikri ve sınai mülkiyet hakkı ihlaline ilişkin şikâyet başvurusu üzerine aracı hizmet sağlayıcının ürünü yayımdan kaldırmasını öngörür.
Şikâyet başvurusunda hak sahibi olduğunuzu gösteren belgeler ve ihlali ortaya koyan bilgiler sunulur. Satıcının aksini gösteren belgeye dayanan itirazı hâlinde ürün yeniden yayımlanabilir.
Bu yol hızlıdır ancak kalıcı çözüm sağlamaz. Aynı satıcı farklı hesapla ilanı yeniden açabileceği için, tekrarlayan ihlallerde hukuki sürecin ayrıca yürütülmesi gerekir.
Şikâyet öncesinde ilanın tüm ayrıntılarını kaydetmeyi unutmayın. İlan kaldırıldıktan sonra sayfaya erişilemeyeceği için, delil o an alınmazsa geri getirilemez.
Pazaryerleri satıcıların tanıtıcı bilgilerini doğrulamakla yükümlüdür. Bu sayede şikâyet sürecinde karşı tarafın kimliğine ulaşmak, fiziki satışlara göre çok daha kolaydır.
Sosyal Medya Hesapları ve Reklamlar
Sosyal medya platformlarının marka ihlali bildirim formları vardır. Hak sahipliğini gösteren tescil bilgisiyle yapılan bildirim üzerine içerik ya da hesap kaldırılabilir.
Reklamlarda markanızın anahtar kelime olarak kullanılması ayrı bir başlıktır. Kanun, işaretin ticari etki yaratacak biçimde anahtar sözcük olarak kullanılmasını açıkça yasaklanabilir fiiller arasında sayar.
Platform bildirimi sonuç vermezse hukuki yola başvurulur. Bu aşamada içeriğin kaldırılması yönünde ihtiyati tedbir talep edilmesi mümkündür.
Markanızla aynı adı taşıyan sahte hesaplar ayrı bir sorundur. Bu hesaplar yalnızca marka hakkını değil, müşterilerinizi de doğrudan hedef aldığı için hızlı müdahale gerektirir.
Alan Adı ve Ticaret Unvanı Kullanımı
Markanızın alan adı olarak tescil edilmesi, ticari etki yaratacak biçimde kullanılıyorsa engellenebilir. ".tr" uzantılı alan adlarında uyuşmazlık çözüm mekanizmasına başvurulabilir; diğer uzantılarda uluslararası tahkim usulü işletilir.
Ticaret unvanı olarak kullanım da kanunda açıkça sayılan hâllerdendir. Bu durumda unvanın terkini talebi, marka hakkına tecavüz davasıyla birlikte ileri sürülür.
Unvan uyuşmazlıklarında tescil tarihleri belirleyicidir. Kimin önce hak sahibi olduğu, sicil kayıtları üzerinden ortaya konur.
Alan adının yalnızca park edilmiş olması da her zaman masum değildir. Satışa çıkarılması ya da markanızın bilinirliğinden yararlanan bir yönlendirme kurulması, ticari etki ölçütünün gerçekleşmesine yeter.
Fiziki Satış Noktaları
Mağaza, pazar ve toptancı gibi fiziki noktalardaki ihlallerde delil tespiti öne çıkar. Ürünün satın alınıp faturasının saklanması, satış yerinin fotoğraflanması ve tanık bilgilerinin not edilmesi gerekir.
Fiziki ihlallerde cezai şikâyet yolu daha etkili sonuç verir. Savcılık talebiyle arama ve el koyma kararı alınması, ürünlerin piyasadan hızla çekilmesini sağlar.
Üretici ile satıcının sorumluluğu farklıdır. Taklit olduğunu bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde ürünü satan kişi de tecavüzden sorumlu tutulur.
Satıcıdan ürünü nereden temin ettiğini öğrenmek ayrıca önemlidir. Tedarik zinciri takip edildiğinde asıl üreticiye ulaşmak ve ihlali kaynağında durdurmak mümkün olur.
Hukuki Yollar: Hangi Seçenek Hangi Durumda?
Tek bir doğru yol yoktur. Seçim; ihlalin büyüklüğüne, karşı tarafın niyetine ve sizin ticari beklentinize göre yapılır.
Markamı başkası kullanıyor ne yapmalıyım sorusuna verilecek cevap da bu noktada somutlaşır. Aşağıdaki seçenekler birbirinin alternatifi olduğu kadar, çoğu dosyada birlikte de yürütülür.
İhtarname Göndermek
İhtarname, kullanımın durdurulmasını resmen talep etmenin en hızlı yoludur. Karşı taraf durumdan habersizse ya da kullanım küçük ölçekliyse çoğu zaman tek başına yeterli olur.
Buna karşılık ihtarname, dava açmanın ön şartı değildir. Delillerin kaybolma riski yüksekse ihtarname göndermeden doğrudan tedbir ve dava yoluna gitmek daha doğrudur.
İhtarnamenin içeriği dikkatle hazırlanmalıdır. Dayanağı gösterilmeyen ya da hukuken karşılığı olmayan taleplerin yer aldığı bir ihtarname, ileride aleyhinize delil hâline gelebilir.
İhtarnamede markanızın tescil numarası, kapsadığı sınıflar, tespit edilen kullanım ve talep edilen davranış açıkça belirtilmelidir. Verilecek süre de makul tutulmalıdır.
İhtarname aynı zamanda karşı tarafı kusurlu hâle getirir. Bildirime rağmen kullanımı sürdüren kişinin iyiniyetli olduğunu ileri sürmesi güçleşir.
Delil Tespiti ve İhtiyati Tedbir
Delil tespiti, ihlalin o andaki durumunun mahkeme eliyle kayıt altına alınmasını sağlar. Özellikle silinme ihtimali yüksek internet içeriklerinde başvurulan bir yoldur.
İhtiyati tedbir ise dava sonuçlanmadan kullanımın durdurulmasını sağlar. Ürünlere el konulması, satışın durdurulması ve içeriğin kaldırılması bu kapsamda talep edilebilir.
Tedbir kararı için teminat yatırılması istenebilir. Bu yolun ayrıntılarını marka davalarında ihtiyati tedbir yazımızda ele aldık.
Hukuk Davaları
Hukuk yolunda; fiilin tecavüz oluşturduğunun tespiti, tecavüzün durdurulması ve önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması ile maddi ve manevi tazminat talep edilebilir. Ürünlere el konulması ve hükmün ilanı da istenebilir.
Bu davalarda görevli mahkeme fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir. Bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemeleri bu sıfatla görev yapar.
Tespit, durdurma ve tazminat talepleri aynı davada birlikte ileri sürülebilir. Uygulamada çoğu dosya, ihtiyati tedbir talebiyle birlikte açılır.
Tazminatın hesabında birden fazla yöntem vardır ve seçim davacıya aittir. Yöntemler arasındaki farkları marka ihlalinde tazminat davası rehberimizde karşılaştırdık.
Cezai Şikâyet
Marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten, satan, ithal veya ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran ya da nakleden kişi için kanun bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası öngörür.
Bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ayrıca cezaya hükmedilebilmesi için markanın Türkiye'de tescilli olması gerekir.
Ceza yolunun uygulamadaki en büyük avantajı hızıdır. Arama ve el koyma kararlarıyla taklit ürünler kısa sürede piyasadan çekilebilir; ayrıntılar için taklit marka suçu yazımıza bakabilirsiniz.
Uzlaşma ve Lisans Verme Seçeneği
Her ihlal dava ile sonuçlanmak zorunda değildir. Karşı taraf iyiniyetliyse ve kullanım ticari olarak sizinle çatışmıyorsa, lisans sözleşmesi iki taraf için de daha verimli olabilir.
Lisans; markanın tescilli olduğu mal veya hizmetlerin bir kısmı ya da tamamı için verilebilir. Kapsam, süre ve coğrafi sınırlar sözleşmede açıkça belirlenmelidir.
Uzlaşma tercih edilse bile yazılı bir metne bağlanmalıdır. Sözlü mutabakat, ileride sessiz kalma iddiasına dayanak yapılabilir.
Lisans sözleşmesinin ayrıca sicile kaydedilmesi yerinde olur. Sicile işlenmeyen lisanslar iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
Uzlaşma metnine geçmiş kullanım için ibra ve ihlalin tekrarı hâlinde uygulanacak cezai şart eklenmesi de düşünülmelidir. Bu iki hüküm, anlaşmanın uygulanabilirliğini belirgin biçimde artırır.
Harekete Geçmekte Gecikirseniz Ne Olur?
Marka hukukunda gecikmenin bedeli yalnızca büyüyen zarar değildir; hakkın kendisi de zayıflar.
Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybı
Kanun bu konuda açık bir kural içerir. Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tescil kötüniyetli olmadıkça markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.
Buradaki kritik nokta "bilmesi gerektiği hâlde" ifadesidir. Kullanımdan haberdar olmadığınızı söylemek her zaman yeterli değildir; aynı sektörde faaliyet gösteriyorsanız bilmeniz beklenir.
Bu nedenle ihlali öğrendiğiniz anı ve o tarihteki belgeleri saklamak önemlidir. Beş yıllık sürenin ne zaman başladığı, ileride tartışılacak konuların başında gelir.
Gönderilen ihtarnameler bu noktada ikinci bir işlev görür. Sessiz kalmadığınızı gösteren tarihli bir kayıt oluşturur ve sürenin işlemesini tartışmalı hâle getirir.
Kural yalnızca tescilli sonraki markalar için geçerlidir. Tescilsiz bir kullanım söz konusuysa değerlendirme, dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması çerçevesinde yapılır.
Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler
Tazminat talepleri zamanaşımına tabidir. Sınai mülkiyet hakkının ihlalinden doğan özel hukuk taleplerinde Türk Borçlar Kanunu'nun zamanaşımı hükümleri uygulanır.
Devam eden ihlallerde durum farklıdır. Kullanım sürdüğü müddetçe tecavüzün durdurulması talebi her zaman ileri sürülebilir; zamanaşımı esas olarak geçmişe dönük tazminat bakımından önem taşır.
Cezai şikâyette ise şikâyet süresi ayrıca dikkate alınmalıdır. Şikâyete bağlı suçlarda süre, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren işlemeye başlar.
Süreç Ne Kadar Sürer, Ne Kadara Mal Olur?
Süre ve maliyet, seçilen yola göre belirgin biçimde değişir. Platform şikâyetleri günler içinde sonuç verirken, tam yargılama yıllara yayılabilir.
İhtarname en düşük maliyetli adımdır ve noter ücretiyle sınırlıdır. Delil tespiti ve ihtiyati tedbir orta düzeyde masraf gerektirir; tedbirde ayrıca teminat yatırılması istenebilir.
Hukuk davalarında maliyet, talep edilen tazminat tutarına bağlı olarak değişir. Nispi harç, gider avansı, bilirkişi ücretleri ve vekâlet ücreti toplam yükü oluşturur.
Karşı tarafın haksız çıkması hâlinde bu giderler kural olarak ona yüklenir. Buna karşılık davanın reddi hâlinde aynı yük size döner; bu nedenle dava öncesi değerlendirme maliyet açısından da belirleyicidir.
Süre tarafında ise beklenti gerçekçi tutulmalıdır. Bilirkişi incelemesi gerektiren dosyalarda yargılama bir yılı aşabilir; istinaf ve temyiz aşamaları bu süreye eklenir.
Buna karşılık ihtiyati tedbir kararı, davanın sonucunu beklemeden ihlali fiilen durdurur. Ticari zararın büyümesini engellemek açısından asıl işlevi gören adım budur.
Cezai şikâyet yolunda masraf yok denecek kadar azdır. Soruşturma giderleri devlet tarafından karşılandığı için, sınırlı bütçeli işletmeler açısından erişilebilir bir seçenektir.
Haksız İhtarname ve Karşı Dava Riski
Sürecin az konuşulan tarafı, harekete geçen marka sahibinin de risk altında olmasıdır. Dayanaksız bir ihtarname, karşı tarafa hukuki imkânlar doğurur.
Müşterilerine ya da tedarikçilerine "bu ürün taklittir" bildirimi gönderilen bir işletme, iddia haksız çıkarsa ticari itibarının zarar gördüğünü ileri sürebilir. Bu tür bildirimler haksız rekabet iddiasına da dayanak yapılabilir.
İhtiyati tedbirde risk daha somuttur. Haksız olduğu anlaşılan bir tedbir nedeniyle karşı tarafın uğradığı zarardan sorumlu olursunuz ve yatırdığınız teminat bu zararın karşılanmasına özgülenir.
Karşı tarafın markanızın hükümsüzlüğünü ya da kullanmama nedeniyle iptalini talep etmesi de sık karşılaşılan bir durumdur. Bu ihtimale karşı kendi kullanım delillerinizi önceden hazırlamanız gerekir.
Kullanım ispatı def'i olarak da ileri sürülebilir. Markanız beş yıldan uzun süredir tescilliyse, karşı taraf sizden ciddi kullanımı ispat etmenizi isteyebilir.
Bu nedenle harekete geçmeden önce kendi dosyanızı da gözden geçirmek gerekir. Faturalar, reklam kayıtları ve satış verileri, sürecin her aşamasında elinizin altında olmalıdır.
Aynı riskler karşı taraf açısından da geçerlidir; kendisine ihtarname ulaşan tarafın izleyebileceği yolları marka hakkının ihlali iddiasına karşı savunma yazımızda anlattık.
Sonuç
Markamı başkası kullanıyor ne yapmalıyım sorusunun cevabı, aceleyle ihtarname göndermek değil; önce belgelemek, sonra hukuki durumu netleştirmektir. Bu sıralamayı bozan süreçlerin çoğu delilsiz kalır.
Her benzer kullanım ihlal değildir. Dürüst kullanım hâlleri, hakkın tükenmesi ve farklı mal-hizmet sınıfları, kanunun açıkça çizdiği sınırlardır.
Tescilsiz markalar da korumasız değildir; ancak haksız rekabet hükümlerine dayanmak daha ağır bir ispat yükü getirir ve cezai yolu kapatır. İhlalle karşılaşıldığında tescil başvurusunun yapılması bu nedenle önem taşır.
Gecikmenin bedeli ise özellikle ağırdır. Beş yıllık sessiz kalma kuralı, hakkını zamanında kullanmayan marka sahibini korumaz.
Markanıza yönelik kullanımın niteliğini ve size en hızlı sonucu verecek yolu değerlendirmek için Av. Sena Koparan Şafak ile iletişime geçerek dosyanıza özel bir yol haritası oluşturabilirsiniz.
İçeriklerimiz, güncel mevzuat ve içtihatlar esas alınarak alanında uzman avukat tarafından hazırlanır; yeni gelişmelerde düzenli olarak güncellenir.
- 1.6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (m.7, m.25, m.29, m.30)
Erişim: 11 Ağustos 2026
- 2.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu – Haksız Rekabet Hükümleri
Erişim: 11 Ağustos 2026
- 3.6563 Sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun (m.9)
Erişim: 11 Ağustos 2026


