
Marka hükümsüzlüğü davası, markanızı kötü niyetle veya haksız yere kendi adına tescil ettiren kişilere karşı açılarak, söz konusu tescilin geçmişe dönük olarak TÜRKPATENT sicilinden tamamen silinmesini sağlayan hukuki bir savunma yoludur.
Bu İçeriği Yapay Zekâ (AI) ile Özetleyin:
İçindekiler
- 01Marka Hükümsüzlüğü Davası Hakkında Hukuki Özet
- 02Marka Hükümsüzlüğü Nedir ve Hukuki Sonuçları Nelerdir?
- 03Marka Hükümsüzlüğü Davası Şartları ve Sebepleri (SMK m. 5 ve m. 6)
- 04Taklit Marklara Karşı Marka Hükümsüzlüğü Davası (SMK m.6/1)
- 05Gerçek Hak Sahipliği ve Önceye Dayalı Kullanım (SMK m. 6/3)
- 06Kötü Niyetli Marka Tescili ve Marka Hakkının Gaspı (SMK m.6/9)
- 07Marka Hükümsüzlüğü Davasında Yargılama Usulü ve Şartları
- 08Davanın Tarafları
- 09Görevli ve Yetkili Mahkeme
- 10Mahkemenin Verebileceği Kararlar, Kesinleşme Şartı ve Kararın İcrası
- 11Marka Hükümsüzlük Davası İle Birlikte Başvurulacak Diğer Hukuki Yollar
- 12Marka Hükümsüzlüğü Davasına Karşı Savunma İmkanları
- 13Marka Hükümsüzlüğü Dava Dilekçesi Örneği
- 14Marka Hükümsüzlüğü Davası Yargıtay Kararları
- 15Sonuç
Marka hükümsüzlüğü davası, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’na (SMK m. 25) aykırı şekilde tescil edilmiş bir markanın mahkeme kararıyla sicilden silinmesi ve geçmişe etkili olarak ortadan kaldırılması için açılan davadır.
Haksız bir markanın tescil edilmesi; TÜRKPATENT’in eksik/hatalı incelemesinden doğabileceği gibi, Resmi Marka Bülteni’ndeki 2 aylık marka bültenine itiraz süresinin kaçırılmasından da kaynaklanabilir.
Bir başkasının tescilli markası taklit edilerek veya uzun süredir kullanılan tescilsiz markanın bir başkası tarafından tescil başvurusunda bulunulması mümkündür.
Bu başvurulara karşı, tescil başvurunun Resmi Marka Bülteni’nde yayımlanmasından sonra 2 ay içerisinde itiraz imkanı vardır. Ancak, her zaman bültenin takibi mümkün değildir. Marka hükümsüzlüğü davası, bu 2 aylık süreyi kaçırmış olan hak sahipleri için önemli bir dava hakkıdır.
Bu içerikte; marka hükümsüzlüğü davasının nasıl açılacağı, yargılama süreci ve kararın etkileri hakkında detaylı bilgi verilecektir.
Buradaki bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; somut olaya ilişkin hukuki tavsiye niteliğinde değildir. Markanızın bir başkası tarafından tescil edilmesi veya fikri mülkiyet haklarınızın ihlal edilmesi durumunda Av. Sena Koparan Şafak ile iletişime geçebilirsiniz.
Marka Hükümsüzlüğü Davası Hakkında Hukuki Özet
Markanın hükümsüzlüğü; tescilli bir markanın TÜRKPATENT sicilinden silinerek, markaya dair tüm hakların geçmişe etkili olacak şekilde tamamen ortadan kaldırılmasıdır. Bu hukuki durumun Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) Madde 27’de düzenlenen istisnai hallerini, içeriğimizin devamında detaylarıyla inceliyoruz.
-
Hükümsüzlük Nedenleri: SMK m.5’te düzenlenen marka tescilinde mutlak ret nedenleri ile; SMK m.6’da düzenlenen nispi ret nedenleridir. Uygulamada en sık başvurulan sebepler; aynı veya ayırt edemeyecek kadar benzer marka olması (SMK m.5/1-ç), benzer marka olması (SMK m. 6/1), önceden kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği (SMK m. 6/3) ve kötü niyetli tescildir (SMK m. 6/9).
-
Davanın Tarafları: Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları davayı açma hakkına sahiptir. Dava hükümsüzlüğü istenen markanın sicilde kayıtlı kişiye karşı açılır. TÜRKPATENT, davanın bir tarafı değildir.
-
Görevli ve Yetkili Mahkeme: Görevli mahkeme Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleridir (FSHHM). Yetkili mahkeme ise davalının yerleşim yeridir.
-
İhtiyati Tedbir İmkanı: Dava sürerken markanın kullanımın durdurulması, markalı ürünlerin toplantılması ve üçüncü kişiye devrinin engellenmesi için tedbir kararı alınabilir.
-
Dava Açma Süresi: Hukuka aykırı marka tescilinden haberdar olduktan sonra 5 yıl içinde açılmalıdır. Aksi takdirde, sessiz kalma yoluyla hak kaybı yaşanır. Ancak, SMK .6/9 kapsamında kötü niyetli tescil varsa, zamanaşımı süresi uygulanmaz.
-
Kararın Kesinleşmesi Şartı: Mahkemenin verdiği hükümsüzlük kararı kesinleşmeden icra edilmez. İstinaf ve Yargıtay süreçleri tamamlanmadıktan sonra sicilden silinir.
Marka Hükümsüzlüğü Nedir ve Hukuki Sonuçları Nelerdir?
Bir markanın hükümsüzlüğü, TÜRKPATENT sicilinden silinmesi ve o markanın hiç marka tescil başvurusunun yapılmamış sayılmasını ifade eder. SMK m.27 uyarınca hükümsüzlük kararı geçmişe etkili olup, tescil edildiği günden itibaren korumadan hiç yararlanmamış kabul edilir.
Ancak, SMK m.27/2 hükmü, geçmişse yapılan bazı işlemlerin hükümsüzlük kararından etkilenmeyeceğini düzenlemiştir:
-
Kesinleşmiş İhlal Kararları: Hükümsüzlük kararından önce, markanın sağladığı haklara tecavüz sebebiyle mahkemelerce verilen ve kesinleşip infaz edilmiş kararlar geriye dönük olarak etkilenmez.
-
İfa Edilmiş Sözleşmeler: Hükümsüzlük kararından önce kurulmuş ve fiilen uygulanmış lisans gibi sözleşmeler kural olarak etkilenmez. Ancak hakkaniyet gereği, lisans alanın ödediği bedelin kısmen veya tamamen iadesi talep edilebilir.
Marka Hükümsüzlüğü Davası Şartları ve Sebepleri (SMK m. 5 ve m. 6)
Marka hükümsüzlüğü davasının açılabilmesi için şu 2 şartın varlığı gerekir:
-
Tescilli Marka Olması: TÜRKPATENT nezdinde tescil süreci tamamlanmış ve sicile kaydedilmiş bir markanın hükümsüzlüğü talep edilebilir. Henüz başvuru aşamasını tamamlamışsa bu davanın açılma imkanı yoktur.
-
Hükümsüzlük Sebeplerinin Varlığı: Bir markanın hükümsüz kılınabilmesi için tescil tarihinde SMK m. 5 (Mutlak Ret) veya SMK m. 6 (Nispi Ret) maddelerinde sayılan ret nedenlerinden en az birinin bulunması gerekir.
Markanın hükümsüzlük sebepleri aynı zamanda tescil başvuruların ret sebebini oluşturmaktadır. Bir markanın birden fazla hükümsüzlük sebebi olabilir. Dava açarken bir veya birden fazla sebebe dayanılması mümkündür.
Aşağıdaki marka tescili ret sebeplerinden herhangi birinin varlığı marka hükümsüzlüğüne gerekçe oluşturur:
Mutlak Ret Nedenlerine Dayalı Hükümsüzlük Sebepleri (SMK m. 5)
Kamu düzenini ilgilendiren ve her zaman ileri sürülebilen engellerdir:
-
Marka Niteliği Taşımayan İşaretler (m. 5/1-a): Sicilde açıkça gösterilemeyen işaretler.
-
Ayırt Edici Niteliği Bulunmayan İşaretler (m. 5/1-b): Tüketici nezdinde özgünlük oluşturmayan yalın veya jenerik şekiller.
-
Tanımlayıcı ve Vasıf Belirten İbareler (m. 5/1-c): Mal veya hizmetin cinsini, kalitesini veya coğrafi kaynağını gösteren kelimeler.
-
Aynı veya Ayırt Edilemeyecek Kadar Benzer Markalar (m. 5/1-ç): Önceki bir tescille birebir aynı olan işaretler.
-
Jenerik İbareler (m. 5/1-d): Belirli bir meslek veya sektöre mal olmuş anonim adlandırmalar.
-
Şekil İhlalleri (m. 5/1-e): Malın doğası gereği ortaya çıkan şeklini veya teknik sonucu içeren tasarımlar.
-
Halkı Yanıltıcı Markalar (m. 5/1-f): Kalite veya coğrafi kaynak bakımından tüketiciyi yanıltan ibareler.
-
Resmi Armalar ve Bayraklar (m. 5/1-g): Devletlere ve uluslararası kuruluşlara ait resmi amblemler.
-
Kamusal ve Kültürel Değerler (m. 5/1-ğ): Topluma mal olmuş tarihi ve kültürel abideler.
-
Dini Değerler (m. 5/1-h): Dini sembolleri ve inançları içeren işaretler.
-
Kamu Düzeni ve Ahlaka Aykırılık (m. 5/1-ı): Genel ahlaka ve kamu düzenine aykırı ifadeler.
-
Coğrafi İşaret İhlalleri (m. 5/1-i): Tescilli coğrafi işaret içeren veya ihlal eden markalar.
Nispi Ret Nedenlerine Dayalı Hükümsüzlük Sebepleri (SMK m. 6)
Kamu düzeninden ziyade üçüncü kişilerin şahsi hak ihlallerine dayanan ve yalnızca hak sahipleri tarafından ileri sürülebilen engellerdir:
-
Karıştırılma İhtimali / İltibas Tehlikesi (SMK m. 6/1): Tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış bir marka ile aynılık/benzerlik ve mal/hizmet sınıflarının çakışması nedeniyle halk nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma tehlikesinin bulunması.
-
Ticari Vekil veya Temsilcinin İzinsiz Tescili (SMK m. 6/2): Marka sahibinin izni olmaksızın; ticari vekili, temsilcisi, bayisi veya distribütörü tarafından markanın kendi adına tescil ettirilmesi.
-
Tescilsiz Kullanım ve Gerçek Hak Sahipliği (SMK m. 6/3): Başvuru tarihinden önce ticari hayatta fiilen kullanılan ve ayırt edicilik kazandırılan tescilsiz işaret üzerindeki önceki hak sahipliği.
-
Paris Sözleşmesi Anlamında Tanınmış Markalar (SMK m. 6/4): Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesi kapsamındaki tanınmış markalarla aynı veya benzer işaretlerin aynı/benzer mal ve hizmetler için izinsiz başvurulması.
-
Haksız Yararlanma ve İtibarın Zedelenmesi (SMK m. 6/5): Türkiye’de tescilli veya başvurusu yapılmış tanınmış markaların itibarından haksız yararlanma, itibarını zedeleme veya ayırt edici karakterini sulandırma riski taşıyan başvurular (farklı mal/hizmet sınıflarında dahi).
-
Kişi Hakları, Telif ve Sınai Mülkiyet Haklarının İhlali (SMK m. 6/6): Başkasına ait ad, nam, müstear ad, fotoğraf, telif hakkı veya herhangi bir sınai mülkiyet hakkını içeren işaretlerin izinsiz tescil edilmesi.
-
Ortak Marka veya Garanti Markasının Yenilenmemesi (SMK m. 6/7): Yenilenmeyen ortak veya garanti markasının koruma süresinin bitiminden itibaren 3 yıl içinde aynı veya benzer markanın başvurulması.
-
Yenilenmeyen Tescilli Markanın Koruma Süresi (SMK m. 6/8): Yenilenmeyen tescilli bir markanın koruma süresinin bitiminden itibaren 2 yıl içinde, aynı/benzer mal ve hizmetler için aynı/benzer marka başvurusunun yapılması.
-
Kötü Niyetli Marka Tescili (SMK m. 6/9): Başvuru sahibinin gerçek kullanım amacı olmaksızın, haksız kazanç sağlama, rakibini engelleme veya şantaj amacıyla yaptığı kötü niyetli tesciller.
Taklit Marklara Karşı Marka Hükümsüzlüğü Davası (SMK m.6/1)
Taklit marka, bir markanın logosunun veya isminin tüketici nezdinde kafa karışıklığı yaratacak düzeyde taklit edilmesidir. Hukuken taklit markaların tescil edilmesi mümkün olmamakla birlikte TÜRKPATENT tarafından tescil edilmesinin iki temel ana sebebi vardır:
-
TÜRKPATENT’in Re'sen İnceleme Hatası (SMK m. 5/1-ç): TÜRKPATENT resen marka tescil incelemesinde, başvurusu yapılan bir markanın önceki tescille birebir aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olması halinde başvuruyu reddetmektedir. Ancak uzmanların hatalı değerlendirmeleri veya inceleme esnasındaki gözden kaçırmalar nedeniyle birebir taklit markaların tescil edilme ihmali vardır.
-
Marka Başvurusuna İtiraz Süresinin Kaçırılması: TÜRKPATENT başvuru aşamasında yalnızca "birebir aynılık veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik" incelemesi yapmaktadır. SMK m.6/1 kapsamında genel karıştırılma ihtimalini (iltibas) re'sen değerlendirilmektedir. Bu sebepleri, hak sahibi marka bültenine itirazda dile getirmesi gerekmektedir. Resmi Marka Bülteni’nde ilanı üzerine hak sahiplerinin 2 aylık yasal sürede itiraz edilmemesi halinde markanın tesciline karar verilir.
Taklit markanın hem SMK m.5/1-ç hem de m.6/1 hükmüne aykırı olması mümkündür. Marka bültenine itiraz süresinin kaçırılması halinde marka hükümsüzlük davasıyla taklit markaların sicilden silinmesi mümkündür.
Ancak, Taklit markaların SMK m. 6/1 uyarınca hükümsüz kılınabilmesi için en temel şart; davacının, taklit markanın başvuru tarihinden daha önceki bir tarihe dayanan tescilli bir markasının veya tescil başvurusunun bulunmasıdır.
Gerçek Hak Sahipliği ve Önceye Dayalı Kullanım (SMK m. 6/3)
Marka hukukunda gerçek hak sahipliği ilkesi, bir markanın uzun yıllar boyunca kullanımı sonucunda elde edilen hak sahipliğini ifade etmektedir. Kural olarak marka hakkı tescil yoluyla elde edilse de uzun yıllar tescilsiz olarak markasını kullanılan kişilerin marka hakkı korunmuştur.
SMK m.6/3 hükmü, ticaret alanında tescilsiz kullanılan marka hak kazanılmasına, marka tesciline karşı bir itiraz sebebi olarak düzenlenmiştir. Marka tesciline itiraz sebepleri aynı zamanda marka hükümsüzlük sebepleridir.
Ticari hayatta uzun süre tescilsiz markanın kullanımı yaygındır. Bu markanın gerçek hak sahibi dışındaki bir üçüncü kişi tarafından tescil edilmesi ise marka hükümsüzlük sebebini oluşturur.
Önceye dayalı kullanım sebebiyle marka hükümsüzlüğü davası açılmak istenmesi halinde en krtik husus, gerçek hak sahipliğinin ispatıdır. Burada markanın daha öncesinde kullanıldığı ortaya konulmalıdır. Bunu yaparken; ticaret unvanın tescil tarihi, faturalar, Trendyol gibi pazaryerlerindeki satıcı mağaza isimleri dahil her türlü delilin kullanılması mümkündür.
Kötü Niyetli Marka Tescili ve Marka Hakkının Gaspı (SMK m.6/9)
Uygulamada marka hükümsüzlüğü davalarında en çok ileri sürülen sebep SMK m.6/9 kapsamında kötü niyetli tescil yapıldığı iddiasıdır. Kötü niyetli tescilden anlaşılması gereken husus; bir kişinin, bir marka hakkının bir başkasına ait olduğunu biliyor veya bilmesi gerektiği halde, kendi adına tescil ettirmesidir. Bir başkasına ait marka hakkı bilerek ve isteyerek gasp edilmektedir.
Uygulamada kötü niyetli marka tescilin görünüm halleri karşımıza şu şekilde çıkmaktadır:
-
Eski Ortak, Çalışan veya Bayi Tescilleri: Şirketten ayrılan kişilerin veya distribütörlerin markayı kendi adlarına tescil ettirmesi.
-
Şantaj Amaçlı Tesciller: Kullanım amacı olmaksızın, uzun süre tescilsiz kullanımı fark edip kendi adına tescil edilmesidir. Sonrasında gerçek marka sahibine, “markamı ihlal ediyorsun” şeklinde ihtarname gönderilmekte veya hukuki işlem başlatılmaktadır. Buradaki amaç, asıl marka sahibine yüksek bedellerle markayı geri satmaktadır.
-
Yurt Dışındaki Markaların Kopyalanması: Yurt dışında popüler olan ancak henüz Türkiye'de tescil edilmemiş markaların, Türkiye'deki rakiplerce tescil ettirilmesi.
-
Domain ve Sosyal Medya İhlalleri: Yüksek takipçili hesapları veya alan adlarını ele geçirmek amacıyla yapılan tesciller.
Kötü niyetli marka tescilin varlığı halinde bu markanın hükümsüz kılınması mümkündür.
Marka Hükümsüzlüğü Davasında Yargılama Usulü ve Şartları
Marka hükümsüzlüğü davasında; davanın tarafları, davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, görevli ve yetkili mahkemenin doğru tespit etmesi gerekir. Yapılacak usulü hata davanın reddedilmesine sebebiyet verir.
Davanın Tarafları
SMK m.25/2 hükmü marka hükümsüzlüğü açabilecek kişiler olarak; haksız tescilden dolayı hakları ihlal edilen kişiler, Cumhuriyet başsavcıları ve ilgili kamu kuruluşları olarak saymıştır.
Dava TÜRKPATENT sicile kayıtlı marka sahibine karşı yöneltilmektedir. Burada en sık yapılan hata TÜRKPATENT’in davalı olarak gösterilmesidir. Marka hükümsüzlüğü davalarında TÜRKPATENT davalı olarak gösterilemez.
Zamanaşımı Süresi
SMK m.25/6 hükmünde, marka hükümsüzlüğü sebebi bir başka marka ise, 5 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür;
“Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.”
Söz konusu hüküm uyarınca, bir markaya dayanarak hükümsüzlük davası açılmak isteniyorsa, sonraki tarihli markadan haberdar olunduktan 5 yıl içerisinde davanın açılması gerekir. Aksi takdirde “sessiz kalma yoluyla hak kaybı” durumu söz konusu olacaktır. Ancak, bu durumun istinası SMK m.6/9 uyarınca kötü niyetli marka tescilleridir. Sonraki tarihli marka kötü niyetli tescil ise, 5 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmayacaktır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Marka hükümsüzlüğü davasında görevli mahkemeler Fikri ve Sınai Hukuk Mahkemeleridir. Fikri ve Sınai Hukuk Mahkemelerin kurulmadığı yerlerde, Asliye Hukuk Mahkemeleri dosyaya bakmakla görevlidir.
Yetkili mahkemenin, yani davanın hangi il/ilçede açılacağının tespitinde ise kademeli bir belirleme vardır:
-
Davalının Türkiye’de yerleşim yeri varsa söz konusu yer yetkili mahkemedir,
-
Davalının Türkiye’de yerleşim yeri yoksa sicile kayıtlı marka vekilinin yerleşim yerinde dava açılmalıdır,
-
Davalının Türkiye’de yerleşim yeri ve sicile kayıtlı marka vekili yoksa, Ankara Fikri ve Sınai Hukuk Mahkemelerinde davanın açılması gerekir.
Mahkemenin Verebileceği Kararlar, Kesinleşme Şartı ve Kararın İcrası
Öncelikle belirtmek gerekir ki marka hükümsüzlüğü davası kesinleşmeden icra edilemez. İstinaf ve Yargıtay aşamaları sonucunda nihai mahkeme kararı sonucunda kararın uygulanması mümkündür.
Tüm kanun yolları tüketildikten markanın kısmen veya tamamen hükümsüzlüğüne karar vermektedir:
-
Markanın Kısmi Hükümsüzlüğü (SMK m. 25/5): Hükümsüzlük sebebi, markanın tescil edildiği mal veya hizmetlerin yalnızca bir kısmı için geçerliyse, mahkeme sadece o mal veya hizmet sınıfları bakımından kısmi hükümsüzlük kararı verir. Ancak kanun gereği, marka örneği değiştirilecek şekilde kısmi hükümsüzlük kararı verilemez. Örneğin; bir marka (25.) sınıf giyim ve (36.) sınıf sigorta hizmetlerinden tescilli olsun. Sadece (25.) sınıf kapsamında markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi mümkündür.
-
Tam Hükümsüzlük: Markanın tescil edilmiş olduğu tüm mal ve hizmet sınıflarından sicilden silinmesidir.
Hükümsüzlük kararı kesinleştikten sonra mahkeme kararı TÜRKPATENT’e göndermektedir. Kurum, markayı sicilden siler (terkin) ve bu durumu Resmi Marka Bülteni’nde ilan eder.
Marka Hükümsüzlük Davası İle Birlikte Başvurulacak Diğer Hukuki Yollar
Taklit markanın tescil edilmesi veya kötü niyetli bir tescil, bir başka marka hakkını ihlal etmesi mümkündür. Bu durumda marka hükümsüzlük davasıyla birlikte marka ihlalinden doğan yasal hakların da kullanılması mümkündür.
1. İhtiyati Tedbir Talebi (Satış ve Mağaza Blokajlarının Kaldırılması)
Hükümsüzlüğü istenen marka, davacının markasının itibarını zarar veriyor veya tüketiciler nezdinde markalar arasında karşışıklığa yol açıyorsa, mahkemeden hızlıca ihtiyati tedbir talep edilmesi mümkündür.
Marka hükümsüzlüğü davasında ihtiyati tedbirle; taklit markalar toplatılabilir, e-ticaret pazaryerlerindeki mağazalar, sosyal medya hesapları ve internet siteleri kapılabilir. Sürecin işleyişi hakkında ayrıntılı bilgi için Marka İhlalinde İhtiyati Tedbir adlı makalemizi inceleyebilirsiniz.
2. Maddi ve Manevi Tazminat Davası
Eğer karşı tarafın haksız tescili ve markayı kullanımı nedeniyle cironuz düştüyse veya müşteri müşteri kaybı yaşamanız halinde Marka İhlali Maddi ve Manevi Tazminat Davası açılması mümkündür.
Marka hükümsüzlük davasıyla birlikte marka ihlalinden kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasının açılması mümkündür. Sonradan açılacak maddi ve manevi tazminat davasının hükümsüzlük dosyasıyla birleştirilmesi talep edilir.
Mahkeme ilk olarak marka hükümsüzlük sebepleri inceleyip karar verecektir. Mahkemece hükümsüzlük kararı verilmesi halinde maddi ve manevi tazminat talepleri değerlendirilecektir.
Haksız tescil sebebiyle hükümsüzlük davasına ek olarak talep edilebilecek tazminat türleri ve hesaplamaları hakkında bilgi almak için [Marka İhlalinde Tazminat Davası ve Hesaplama Yöntemleri 2026] adlı makalemizi inceleyebilirsiniz.
3. Cumhuriyet Savcılığına Suç Duyurusu (Ceza Davası)
Kötü niyetli marka tescili, taklit markanın tescil edilmesi aynı zamanda SMK m.30 kapsamında marka hakkına tecavüz suçunu oluşturur.
Bilindiği üzere savcılık şikayetlerinde 6 aylık bir zamanaşımı süresi vardır. Marka hükümsüzlük davası sürecinde bu sürenin sona ermesi mümkündür. Bu sebeple marka hükümsüzlüğüyle birlikte savcılıklara suç duyurusunda bulunma imkanı vardır. Konu hakkında detaylı bilgiyi [Taklit Marka Suçu ve Sahte Ürün Şikayeti] adlı içeriğimizden inceleyebilirsiniz.
Marka Hükümsüzlüğü Davasına Karşı Savunma İmkanları
Marka hükümsüzlüğü davasında davalı konumunda olan marka sahibi, davanın reddedilmesini sağlamak amacıyla başlıca başvurabileceği hukuki yollar vardır. Bunlardan en önemlisi kullanım ispatı talep etmedir. Bununla birlikte marka hükümsüzlüğün istisna halleri ile sessiz kalma yoluyla hak kaybı halini ileri sürülebilir.
1. Kullanım İspatı Talebi (SMK m. 25/7)
Marka hükümsüzlük davası açılan davalı taraf, davacı tarafın markası dava tarihinden önceki 5 yıl boyunca tescilliyse, son 5 yıldır Türkiye'de ciddi ve fiili bir şekilde kullandığını ispatlamasını talep edebilir.
Davacı tarafça markasını aktif olarak markasını kullanıldığını ispat edememesi halinde, marka hükümsüzlük sebebi araştırılmadan dava reddedilir.
SMK m.25/7’de düzenlenen bu kullanım ispatı def’i niteliğinde olup, davaya karşı cevap dilekçesinde ve ön inceleme duruşmasında ileri sürülmesi gerekir.
2. Kullanım Sonucu Ayırt Edicilik (SMK m. 25/4)
SMK m.25/4 hükmü marka hükümsüzlüğün istisna halini düzenlemiştir. Söz konusu hükme göre; markanın başlangıçta ayırt edici niteliğe sahip olmadığı veya tanımlayıcı bir ibareden oluştuğu (SMK m. 5/1-b, c, d) iddiasıyla hükümsüzlüğü isteniyorsa, sonradan ayırt edicilik kazanan markanın hükümsüzlüğü talep edilemez.
3. Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybı Def'i (SMK m. 25/6)
Davacı taraf, sonraki tarihli markanın varlığını ve pazardaki kullanımını bildiği veya bilmesi gerektiği halde kesintisiz 5 yıl boyunca sessiz kalmışsa, artık hükümsüzlük davası açma hakkını kaybeder.
Hükümsüzlük davalarında markalar arasında iltibas (karıştırılma ihtimali) bulunmadığı, markanın dürüstçe kullanıldığı veya davacının hakkını kötüye kullandığı gibi diğer genel savunma stratejileri hakkında detaylı bilgiye Marka Hakkının İhlali Savunması başlıklı rehberimizden ulaşabilirsiniz.
Marka Hükümsüzlüğü Dava Dilekçesi Örneği
Marka hükümsüzlüğü davası dilekçe örneği olarak paylaşılan metin sadece bilgilendirme amaçlıdır. Markanın hükümsüzlük gerekçelerine göre özel olarak dava dilekçesinin hazırlanması gerekir. Doğrudan veya dolaylı olarak paylaşılan metnin kullanılması halinde hukuk büromuzun bir sorumluluğu bulunmamaktadır.
Marka Hükümsüzlüğü Davası Yargıtay Kararları
Yargıtay’ın yerleşik içtihatları; markaların karıştırılma ihtimali, ciddi kullanım ispatı, kötü niyetli tesciller ve tüketici algısı bakımından hükümsüzlük davalarına yön vermektedir:
- Birlikte Var Olma İlkesi ve Kullanım Sonucu Ayırt Edicilik (Yargıtay 11. HD., E. 2018/2050, K. 2019/7034, T. 11.11.2019)
Uzun yıllar sorunsuz ve yoğun şekilde kullanılan bir markanın, piyasada fiilen ayırt edici hale gelip gelmediğinin mahkemece araştırılması gerekir.
"…davalı tarafça; davaya konu işaretin tescil başvurusundan önce uzun yıllardır kendilerince nizasız ve yoğun bir şekilde kullanıldığı, markanın kuvvetli tanıtım sonucu ayırt edici hale getirildiği, buna karşın davacının markayı kullanmadığı da ileri sürüldüğüne göre, dayanılan deliller ve yukarıdaki ilkeler muvacehesinde, davalı başvurusuna konu markanın “birlikte var olma” ilkesi uyarınca ve kullanım sonucu ayırt edicilik durumunun incelenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken..."
- Sektörel / Raf Yakınlığı ve İltibas Riski (Yargıtay 11. HD., E. 2018/3637, K. 2019/5173, T. 09.09.2019)
Markalar doğrudan aynı sınıfta tescilli olmasa dahi, ürünlerin aynı veya yakın raflarda satılması tüketiciler nezdinde iltibasa yol açar.
"…davalının 'nigar' ibareli başvuru markasıyla davacının 'NİGAH' ibareli tescilli markası arasında 'pekmez' emtiası yönünden görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, 'pekmez' emtiası davacının tescilli markası kapsamında olmasa da 30. sınıfta kayıtlı malları nedeniyle 'pekmez' emtiasının da aynı veya birbirine yakın raflarda satılması dolayısıyla ortalama tüketici nezdinde bu emtiayı içeren markanın davacının markalı ürünü sanılabileceği, taraf markaları arasında 556 Sayılı KHK'nın 8/1 maddesi yönünden iltibas koşulunun oluştuğu..."
- Ciddi Kullanım İspatında Lisans Faturalarının Yetersizliği (Yargıtay 11. HD., E. 2015/2322, K. 2015/8775)
Hükümsüzlük davasında kullanım ispatı sunulurken yalnızca lisans bedeli faturası ibraz etmek yetmez; lisans alanın da fiili markasal kullanımı kanıtlanmalıdır.
"…Ciddi kullanımın ispatı için salt lisans faturalarının ibrazı yeterli olmayıp ayrıca lisans verilen dava dışı şirketlerin de söz konusu ürünler üzerinde markasal kullanımları bulunduğunun ispatı gerekir. Lisans sözleşmesi sicile kaydedilmemiş olsa bile, dava konusu markaların sahibi olan davalının lisans alanlarca yapılan kullanmadan yararlanması, ancak lisans alanların da ciddi kullanımı olduğu takdirde mümkün olabilecektir..."
- Karıştırılma İhtimalinde "İşletmesel Bağlantı" Kriteri (Yargıtay HGK, E. 2017/11-100, K. 2018/228, T. 14.02.2018)
İltibasın doğması için ürünlerin birebir aynı sanılması şart değildir; tüketici zihninde iki işletme arasında bir bağlantı algısı kurulması yeterlidir.
"…işaret ile tescilli marka arasında halk nazarında 'bağlantı olduğu ihtimali' de 'karıştırılma ihtimali' kavramına dâhil kabul edilmiştir. Zira iltibasta halk, marka ile işareti kullanan işletmelerin aynı olduğu yanılgısına düşmekte, düşürülmektedir. Diğer bir anlatımla düşündüğü, tasarladığı işletmenin malını aldığını zannederken iltibas sonucu başka bir işletmenin malını almaktadır. 'Karıştırılma ihtimali'nde ise halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bir bağlantı kurması yeterlidir."
- Tüketici Kitlesinin Bilinç Düzeyi ve Sektörel Ayrım (Yargıtay 11. HD., E. 2019/115, K. 2020/223, T. 13.01.2020)
İlaç gibi doktor ve eczacı denetiminde alınan ürünlerde tüketicinin dikkat seviyesi yüksek kabul edilirken, kozmetikte iltibas riski daha yüksek değerlendirilir.
"…dava konusu başvuru ile redde mesnet 2011/30247 Sayılı marka arasında, başvuru kapsamındaki 'kozmetikler' malları yönünden iltibas tehlikesi mevcut bulunduğu, farmasötik ürünlerin Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırıldıktan sonra doktor tarafından reçetelenip eczacılar tarafından yazılan reçetedeki teşhise göre hastaya verildiği, anılan ürünlerin ortalama tüketicilerinin doktorlar ve eczacılar olduklarından iltibas değerlendirmesinde, bu tüketicilerin bilinç düzeylerinin gözetilmesi gerektiği... başvuru kapsamındaki farmasötik ürünlerin tüketici kitlesinin bilinç ve dikkat düzeyi gözetildiğinde iltibasa yol açacak düzeyde bir benzerliğin bulunmadığı..."
- Tanınmış Markaya Yaklaşma ve Kötü Niyetli Tescil (Yargıtay 11. HD., E. 2016/4638, K. 2017/7039 & E. 2016/2538, K. 2017/7399)
Piyasada tanınmış bir markaya (örneğin "İNCİ" veya dünyaca bilinen "Onvif") yaklaşarak türetilen tesciller kötü niyetli kabul edilerek hükümsüz kılınır.
"…davalının kendi markalarının ayırt ediciliğinin 'İNCİ TERLİK' ve tomurcuk görünümlü şekille birlikte ve terlik emtiası için söz konusu olduğunu bilmesine rağmen davacı markalarına yaklaşmak amacıyla markaları tescil ettirmekle kötü niyetli olduğu, bu markaların, davacının daha eski tarihli markalarıyla iltibas yaratacağı... davalı adına tescilli '1İNCİ', 'TRİNCİ' ve 'İNCİ' markalarının hükümsüzlüğü ile sicilinden terkinine..."
- Yurt Dışı Markalarının İthalatçı veya Fason İmalatçı Tarafından Kopyalanması (Yargıtay 11. HD., E. 2019/2687, K. 2020/833, T. 03.02.2020)
Yurt dışındaki gerçek hak sahibinin markasını bilerek Türkiye'de kendi adına tescil ettiren kişilerin başvurusu kötü niyetli marka gaspı sayılır.
"…davacının gerçek hak sahibi olduğu dava konusu markanın kötü niyetli olarak davalı tarafça tescil ettirildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı adına tescilli 2013/42251 tescil numaralı markanın tescilli bulunduğu tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine..."
Sonuç
Marka hükümsüzlüğü davası, markanızın bir başkası tarafından haksız yere tescil ettirilmesi durumunda haklarınızı tamamen kaybettiğiniz anlamına gelmediğini kanıtlayan en güçlü hukuki yoldur.
Eğer markayı daha önce siz kullandıysanız veya karşı taraf bu tescili kötü niyetle gerçekleştirmişse, açacağınız bu dava sayesinde markanızı mahkeme kararıyla geri almanız mümkündür.
Gelecekte benzer tescillerin bültende gözden kaçmaması ve mahkeme süreçleriyle uğraşmamak için marka ihlali danışmanlık ve takip hizmeti almanız tavsiye edilir.
Hukuki süreçlerin doğru yönetilmesi ve hak kaybı yaşanmaması için alanında uzman bir marka avukatı ile çalışılması önem taşır. Büromuzun kurucusu Arb. Av. & Marka Vekili Sena KOPARAN ŞAFAK (Sicil No: 2898), Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yetkili marka vekilidir.
Haksız tescillerin iptali, kötü niyetli başvurulara karşı hükümsüzlük davası açılması ve tüm hukuki süreçlerin yürütülmesi amacıyla Sena Koparan Şafak Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
İçeriklerimiz, güncel mevzuat ve içtihatlar esas alınarak alanında uzman avukat tarafından hazırlanır; yeni gelişmelerde düzenli olarak güncellenir.
- 1.6769 Sayılı Kanun Kapsamında Markanın Hükümsüzlüğü
Erişim: 18 Ağustos 2026
- 2.
- 3.Marka Hukukunda Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybında Kötüniyet Kavramı
Erişim: 18 Ağustos 2026


